MARDİN (AA) - Mardin'de Süryani din adamı Gabriel Akyüz'ün tarihi Kırklar Kilisesi'nde verdiği 41 yıllık hizmetin anısına "vefa anıtı" yapıldı.

Küratör ve tasarımcı Özcan Geçer, kentte uzun yıllar din hizmeti sunan, Süryanice çok sayıda kitap yazan ve birçok kitabın çevirisini yapan Akyüz'e vefa amacıyla bir çalışma başlattı.

Küratör Geçer, sağlık sorunları nedeniyle Kırklar Kilisesi'ndeki görevinden emekliye ayrılan 67 yaşındaki Akyüz'ün Süryani tarihi ve kültürü üzerine yazdığı 17 kitabın kapaklarını metale lazerle işleyerek, bu parçaları bir araya getirdi.

Yaklaşık üç ay süren çalışma sonucu hazırlanan 150 kilogram ağırlığındaki esere "Kadim Kelamın Taze Gölgesinde" adı verildi.

"Vefa anıtı", Mardin ve Diyarbakır Metropoliti Saliba Özmen'in himayesinde, Mardin Süryani Kadim Deyrulzafaran Manastırı ve Kiliseleri Vakfı Başkanı Murat Özberk ile yönetim kurulunun desteğiyle, yaklaşık 1500 yıllık Kırklar Kilisesi'nin avlusuna yatay haç formunda asılarak sergilenmeye başlandı.

Akyüz'ün uzun yıllar ayinlerde kullandığı buhurdanın (aromatik bitkileri, reçineleri veya uçucu esansiyel yağları ısıtarak ortama hoş ve doğal bir koku yaymak için kullanılan geleneksel bir kap) da yer aldığı eserde, güneşin hareketiyle değişen gölgelendirme ve gece silueti görünür kılan ışıklandırma kullanıldı.

- "Öyle bir anıtın yapılması beni ölümsüzleştirdi"

Akyüz, AA muhabirine, Mardin'in farklı kültürlerin, dillerin ve dinlerin kavşak şehri olduğunu söyledi.

Mardin'in bu hoşgörüsüyle her zaman gurur duyduklarını ifade eden Akyüz, "Mardin'i çok seviyoruz. Bu süreç içerisinde hiç din, dil, ırk ayrımı olmaksızın din adamı olarak hizmet ettim." dedi.

Din eğitimini ve Mor Gabriel Manastırı'ndaki çalışmalarını tamamladıktan sonra, 1985 yılında tarihi Kırklar Kilisesi'ne papaz olarak göreve başladığını ve ara vermeden bugüne kadar hizmet ettiğini anlatan Akyüz, "2 sene önce çok ağır bir hastalık geçirdim. Bu çalışmayı görünce 'iyileştim' diyorum kendime. Öyle bir anıtın yapılması beni çok sevindirdi, çok mutlu etti, beni ölümsüzleştirdi." dedi.

Bugüne kadar 17 kitap yazdığını, tercüme ettiği 18 kitabın da basımının yapıldığını belirten Akyüz, "Bir de basılmayanlar var. İnşallah onların da önümüzdeki günlerde, yıllarda basımı yapılacak." ifadelerini kullandı.

Akyüz, küratör ve tasarımcı Özcan Geçer'in 3 ay boyunca gece gündüz çalışarak bu eseri hazırladığını belirterek, kendisine minnettar olduğunu söyledi.

- "Çalışma saygı ve vefa nişanesi oldu"

Özcan Geçer de yaklaşık 25 yıldır kaybolan diller, göç ve kimlik üzerine çeşitli çalışmalar yaptığını belirtti.

Süryani kültürünün ve dilinin tanıtılmasında büyük rol oynayan Akyüz'ün çalışmalarından, sunduğu hizmetten faydalandığını ifade eden Geçer, "Yaşadığı rahatsızlıktan sonra moral olması ve bir vefa örneği göstermek bakımından bir çalışma yapmak istedim. Etrafımızdaki kıymetli insanlara yaşarken değer verilmesi amacıyla böyle sembolik, anlam yaratan kavramsal sanat ile kültürel mirası bir araya getiren böyle bir yapıyı tasarladım." diye konuştu.

Geçer, yaklaşık üç ay gece gündüz çalışarak bu eseri tamamladığını anlatarak, Akyüz'ün Mardin ve Süryani kültürüne kazandırdığı 17 kitabın kapaklarının yeniden tasarlandığını, grafiklerinin çıkarıldığını ve metal levhalara lazerle işlendiğini söyledi.

Çelik iskelet üzerinde bir araya getirilen esere vitray çalışmaları ile Akyüz'ün yıllarca kullandığı buhurdan ve çeşitli dini sembollerin de eklendiğini belirten Geçer, şunları kaydetti:

"Eserde kullanılan ışıklandırmayla kitapların kültürel mirasa kattığı değer ve yaydığı ışığın sembolize edilmesi amaçlandı. Böylelikle gündüz ve gece ışığın hiç sönmediği bir etki oluşturuldu. Eserlerin bakiliği, güneşin sonsuz doğuşu ve batışıyla ilişkilendirildi. Güneşin her doğuşu ve batışı, eserlerin kalıcılığını bir şekilde yansıttı.

Aynı zamanda oyuk harflerden, şekillerden ve Süryani kültürüne ait değerlerden avluya düşen gölgelerin gün içinde güneşin açısının değişmesiyle kilisenin duvarlarına doğru ilerlemesi, insanoğlunun faniliğini ve geçiciliğini anlatan mesaj oluşturdu. Bu yönüyle çalışma, aynı zamanda sıra dışı bir saygı ve vefa nişanesi oldu. Çok kültürlülüğün kenti Mardin'de 1500 yıllık bir yapıda bunca yıl dualarla, iyi dileklerle vaftiz edilmiş böyle bir atmosferde vefanın resmini yapmak istedik. Vefanın resmini Mardin'den tüm dünyaya yaymaya çalıştık."