ANKARA - BHA
Spor yazarı Ömer Gürsoy'un ifadeleri:
“Zeynepler Dalaman’ın Toprağından Çıkacak
Teniste sadece tesis yapmak yetmez; tıpkı bir çiftçi gibi sabırla, emekle ve sistemle sporcu yetiştirmek gerekir. Dalaman ise bu tohumların filizleneceği en verimli toprak olabilir.
Bir önceki yazımda “Yeni Zeynepler için Anadolu yollarına düşmeliyiz” demiştim.
Türk tenisinin geleceğinin sadece İstanbul’da, Ankara’da ya da belli başlı kulüplerde değil; Anadolu’nun kasabalarında, ilçelerinde, imkânı kısıtlı ama hayali büyük çocuklarında saklı olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Çünkü bu ülkede hiçbir zaman yetenek sorunu olmadı.
Sorun hep aynıydı: sistem.
Yetenek var ama yol yok.
Heves var ama rehber yok.
Kort var ama gelecek yok.
İşte tam bu noktada meseleye başka bir yerden bakmamız gerektiğini düşünüyorum.
Hemen Paulo Coelho’nun şu satırları geliyor aklıma:
“Töre metinlerinden birine göre, her insan yaşamda iki yoldan birini seçebilir: inşa etmek ya da toprağı ekmek. İnşa etmeyi seçenlerin işi yıllarca sürebilir, ama günün birinde yaptıkları inşaat biter. O zaman kendilerini kendi ördükleri duvarların içine hapsettiklerini görürler. İnşaat durunca yaşam anlamını yitirir. Diğerleri ise toprağı ekerler. Fırtınalara, mevsimlerin getirdiği bütün çetin koşullara göğüs gererler ve hemen hemen hiç dinlenmezler. Ama yapının tersine bahçenin gelişip büyümesi hiç bitmez. Bahçe, bahçıvanın sürekli ilgisini, dikkatini, bakımını gerektirirken bir yandan da yaşamını büyük bir serüvene dönüştürür.”
Aslında Türk tenisinin tam da bu yol ayrımında olduğunu düşünüyorum:
İnşaatçılık mı, çiftçilik mi?
Sadece tesis yaparsak “inşaatçı” oluruz.
Kort yaparız, açılış yaparız, fotoğraf veririz… Sonra o kortlar akşam saatlerinde hobi tenisinin mekânı olur ve hikâye orada biter.
Oysa sporcu yetiştirmek beton dökmekle olmaz.
Sporcu yetiştirmek çiftçilik gibidir.
Sabır ister.
Emek ister.
Süreklilik ister.
Her türlü fırtınaya, çetin koşullara göğüs gererek, hiç dinlenmeden, tıpkı bir çiftçi gibi yol almalıyız.
Bir düşünürün dediği gibi:
“Tohumlar yola düşerse, kuşlar onları yer. Tohumlar iyi toprağa düşerse ürün verirler. Tohumlar sadece iyi topraklarda verimlidir.”
Bizim görevimiz de o iyi toprağı hazırlamak.
Yetenek taramaları yapmak, doğru antrenörlerle çalışmak, burs sistemleri kurmak, çocukları takip etmek, aileleri bilinçlendirmek…
Yani sadece kort yapmak değil; bir ekosistem kurmak.
Tenis bugün neredeyse ülkemizin her şehrinde tesisi olan bir branş. Ama maalesef çoğu yerde hobi tenisinin ötesine geçemiyoruz. Anadolu’dan bir gencin profesyonel tenise adım atması neredeyse uzaya çıkmak kadar zor.
Oysa doğru merkezler kurulsa, bu hikâye değişir.
Tam da bu yüzden Muğla/Dalaman’dan söz etmek istiyorum.
Gençlik ve Spor Bakanlığımıza ait, belki de Türkiye’nin en güzel toprak kortlarına sahip bir yer… İklimi yıl boyu antrenmana uygun, doğasıyla sporcu sağlığına katkı sağlayan, turizm altyapısı güçlü bir merkez.
Küçük dokunuşlarla Rafael Nadal’ın Mallorca’daki akademisi benzeri bir yapıya dönüşebilecek potansiyelde.
8 toprak, 2 sert kort…
Yanına eklenecek padel ve pickleball sahaları…
Konaklama alanları…
Fitness ve kondisyon merkezleri…
Kısacası sadece bir tesis değil; yaşayan bir spor kampüsü.
Tenis Federasyonu’na tahsis edilerek geliştirme kamplarının, milli takım kamplarının, ulusal ve uluslararası turnuvaların düzenlendiği bir merkeze dönüşebilir. Hem sporcu yetişir hem Dalaman’ın ekonomisi canlanır, turizmi güçlenir, şehrin çehresi değişir.
Tesisin içinde kurulacak Voleybol Federasyonu’na ait ‘Volley Otel’ gibi “Raket Otel” ile hem sporculara hem de spor turizmine hizmet eden örnek bir model bile oluşturulabilir.
İstanbul ve Ankara’daki tesisleri Türk tenisinin hizmetine sunan Gençlik ve Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak’a, Bakan Yardımcısı Hamza Yerlikaya’ya, raket sporları konusunda uzman bir isim Spor Hizmetleri Genel Müdürü Veli Ozan Çakır’a, her zaman gençliğin ve sporcunun yanında olan Muğla Valimiz İdris Akbıyık ve Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürü Musa Kazım Açıkbaş ile Tenis Federasyonu Başkanımız Şafak Müderrisgil’e bu tarihi adımı atacaklarına yürekten inanıyorum.
Çünkü mesele sadece bina yapmak değil.
Mesele çocuk yetiştirmek.
Mesele duvar örmek değil, gelecek kurmak.
Unutmayalım…
Tohumlar iyi toprağa düşerse ürün verirler.
Ben Dalaman’daki toprakların tenisçi yetiştirmek için son derece verimli olduğuna inanıyorum.”