11 Mayıs 2026 Pazartesi
DOLAR 45.39 ₺
EURO 53.47 ₺
STERLIN 61.82 ₺
G.ALTIN 6,810.76 ₺
BTC 80,725.90 $
ETH 2,325.95 $
BİST 0.00

    Obezite tedavisinde multidisipliner yaklaşım öne çıkıyor

    GündemEkonomiSağlıkTeknolojiİstanbul
    Yayınlama: 11 Mayıs 2026 Pazartesi 12:32
    ads

    - Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü'nden Prof. Dr. Ünal Sabancı: - "Cerrahi tedavi kararı, yalnızca kilo fazlalığına bakılarak verilmiyor. Hastanın metabolik durumu, eşlik eden hastalıkları ve daha önce uygulanan tedavilere verdiği yanıt dikkate alınıyor"

    Obezite tedavisinde multidisipliner yaklaşım öne çıkıyor

    İSTANBUL (AA) - Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü'nden Prof. Dr. Ünal Sabancı, obezitede özellikle insülin direnciyle başlayan sürecin zaman içinde diyabet ve kardiyovasküler hastalıklarla birleşerek, hastanın genel sağlık durumunu ciddi şekilde olumsuz etkilediğini belirtti.

    Hastaneden yapılan açıklamaya göre, obezite, son yıllarda Avrupa genelinde hızla artış gösteren ve yetişkin nüfusun önemli bir bölümünü etkileyen kronik bir hastalık olarak dikkati çekiyor.

    Açıklamada Avrupa Obezite Günü kapsamında görüşlerine yer verilen Sabancı, obezitenin klinik etkilerinin giderek daha erken yaşlarda görülmeye başladığını belirtti.

    Sabancı, "Özellikle Avrupa kıtasında son yıllarda sedanter yaşam tarzının yaygınlaşması, beslenme alışkanlıklarındaki değişim ve artan stres faktörleri obezite prevalansını belirgin şekilde artırdı. Bu durum, sağlık sistemleri üzerinde de ciddi bir yük oluşturuyor." değerlendirmesini yaptı.

    Bariatrik cerrahinin gündeme geldiği noktaya kadar uzanan süreçte obezitenin, genellikle uzun yıllar boyunca diyet, egzersiz ve medikal takip ile yönetilmeye çalışıldığını, ancak bazı hastalarda bu yaklaşımların yeterli sonuç vermediğini aktaran Sabancı, hastalığın ilerleyerek tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi ve karaciğer yağlanması gibi ek sorunlara yol açabildiğine değindi.

    - "Kalp-damar hastalıkları riskini artırıyor"

    Sabancı, obezitenin yalnızca estetik bir sorun olarak değil, yaşam süresini etkileyen ciddi bir halk sağlığı problemi olarak kabul edildiğini aktararak, şunları kaydetti:

    "Özellikle bel çevresi artışıyla visseral yağlanmanın yükselmesi, metabolik sendrom gelişiminde belirleyici rol oynuyor. Bu durum kalp-damar hastalıkları riskini artırıyor, inme ve kalp krizi gibi ciddi klinik tabloların görülme sıklığını yükseltiyor. Obezite cerrahisi her hasta için doğrudan uygulanan bir tedavi seçeneği olmazken, yaşam tarzı değişiklikleri, beslenme düzeninin yeniden planlanması ve fiziksel aktivitenin artırılması temel yaklaşımı oluşturuyor. Ancak bu yöntemlerin uzun vadede yetersiz kaldığı ve vücut kitle indeksinin belirli eşiklerin üzerinde seyrettiği durumlarda cerrahi seçenekler değerlendirmeye alınıyor."

    Sabancı, obezitenin ilerleyen evrelerinde ortaya çıkan klinik tabloya ilişkin, “Obezite ilerledikçe yalnızca kilo artışı değil, çoklu organ tutulumu ortaya çıkıyor. Özellikle insülin direnciyle başlayan süreç, zaman içinde diyabet ve kardiyovasküler hastalıklarla birleşerek hastanın genel sağlık durumunu ciddi şekilde etkiliyor. Bu noktada hastalığın kontrol altına alınamaması, cerrahi tedavi seçeneklerini gündeme getirebiliyor. Obezitenin çocukluk ve ergenlik döneminde başlaması ise riskin daha erken yaşlara taşınmasına neden oluyor. Bu grupta erken müdahale edilmediğinde erişkin dönemde daha ağır klinik tablolar gelişebiliyor." değerlendirmesinde bulundu.

    - "Uzun dönem başarıda cerrahi yöntem yeterli değil"

    Cerrahi karar sürecinin endokrinoloji, beslenme ve diyetetik, psikiyatri ile genel cerrahi branşlarının ortak değerlendirmesiyle planlanarak multidisipliner bir ekip tarafından yürütüldüğünü belirten Sabancı, şu ifadeleri kullandı:

    "Cerrahi tedavi kararı, yalnızca kilo fazlalığına bakılarak verilmiyor. Hastanın metabolik durumu, eşlik eden hastalıkları ve daha önce uygulanan tedavilere verdiği yanıt dikkate alınıyor. Bazı hastalarda cerrahi, yaşam kalitesini artıran ve metabolik hastalıkların kontrolünde etkili bir seçenek haline gelebiliyor. Bu süreçte uygulanan cerrahi yöntemler, hastanın bireysel özelliklerine göre değişiklik gösterirken, mide hacmini azaltmaya veya emilim mekanizmalarını düzenlemeye yönelik teknikleri içeriyor. Obezite tedavisinde uzun dönem başarının sağlanabilmesi için yalnızca cerrahi müdahale yeterli değil. Ameliyat sonrası dönemde beslenme düzeninin yeniden yapılandırılması, düzenli takiplerin yapılması ve yaşam tarzı değişikliklerinin kalıcı hale getirilmesi, büyük önem taşıyor. Hastaların hem fiziksel hem de psikolojik açıdan desteklenmesi, tedavi başarısını doğrudan etkiliyor."

    Sabancı, obezite tedavisinin uzun soluklu bir süreç olduğuna ve cerrahi müdahalenin bu sürecin yalnızca bir aşaması olduğuna işaret ederek, "Cerrahi müdahale sonrası kilo geri alımı ve metabolik sorunların yeniden ortaya çıkması mümkün. Obezite, giderek artan ve çok yönlü etkileri olan bir sağlık sorunu. Erken dönemde alınan önlemler ve doğru planlanmış tedavi yaklaşımları ile hastalığın ilerlemesi kontrol altına alınabilir." değerlendirmesini yaptı.

    İlk Yorumu Sen Yaz
    code