İSTANBUL (AA) - Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı, istihbarat ve gayrinizami harp tarihçisi Dr. Polat Safi, Biyografi Seminerleri'nin 25. programında "Eşref Kuşçubaşı'nın Alternatif Biyografisi"ni anlattı.
Biyografi Enstitüsü tarafından Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Gülhane Yerleşkesi'nde düzenlenen "Bir Biyografik Anlatımı Yeniden İnşa Etmek" başlıklı seminerde, ünlü olduğu kadar tartışmalı Türk gayrinizami harpçisi Kuşçubaşı'nın hayatı ele alındı.
Semineri yöneten Biyografi Enstitüsü İcra Kurulu Üyesi Zeynep Bilgin Geçer, geç Osmanlı tarihinin en zor figürlerinden Kuşçubaşı'nın son derece tartışmalı bir isim olduğunu söyledi.
Kuşçubaşı hakkında çok sayıda akademik ve akademik olmayan çalışma bulunduğuna dikkati çeken Geçer, "Kolay bir konu değil, efsanelerle, belgelerle, boşluklarla ve bolca gri alanla dolu bir hikaye." dedi.
Geçer, Polat Safi'nin "Eşref Kuşçubaşı'nın Alternatif Biyografisi" adlı çalışmasıyla klasik biyografi anlayışının dışına çıkarak, bir psikobiyografi örneği sunduğunu belirtti.
- "Bir psikolojik örüntü olup olmadığını sorgulamaya başladım"
Safi ise Kuşçubaşı ile ilk karşılaşmasının, 2003-2006 yıllarında yüksek lisans tezini yazarken olduğunu dile getirdi.
Bilkent Üniversitesinde yazdığı tezinde Teşkilat-ı Mahsusa'nın Kuzey Afrika'daki faaliyetlerini incelediğini belirten Safi, "O dönemde ikincil kaynakların çoğunda Eşref Kuşçubaşı, Teşkilat-ı Mahsusa'nın kurucusu ve ilk başkanı, aynı zamanda Sina, Kuzey Afrika ve Arabistan Müdürü olarak kabul ediliyordu." diye konuştu.
Safi, araştırmaları sonucunda Kuşçubaşı'nın bu görevlerde bulunmadığını tespit ettiğini anlatarak, şunları kaydetti:
"Bunu o dönem kendi önemini fazla vurgulamak isteyen bir gayrinizami harpçinin kendini ve vazifelerini biraz abartması olarak yorumlamıştım. Fakat seneler içerisinde gördüm ki Eşref Kuşçubaşı, sistemli olarak benzer ifadelere başvuruyor. Hayatının pek çok alanında lakabından eğitim hayatına, askeriyedeki görevlerinden Teşkilat-ı Mahsusa'daki konumuna, Milli Mücadele'deki rolünden 1964'te emaneti teslim ettiği döneme kadar benzer bir tutumla karşılaşıyoruz. Tekrar eden ve süreklilik gösteren bu durumun ardında bir psikolojik örüntü olup olmadığını sorgulamaya başladım."
Kuşçubaşı'nın anlatılarında tekrar eden örüntüler bulunduğunu dile getiren Safi, 2010'lu yıllarda yaptığı psikoloji okumaları sırasında, bazı kuramcıların neredeyse Eşref Kuşçubaşı'nı tarif eder nitelikte analizler yaptığını söyledi.
- "Karşımıza sürekli değişen bir Eşref portresi çıkıyor"
Klasik biyografi çalışmalarının önemli olduğunu ve bu örnekte "ne olduğundan" ziyade "neden böyle davrandığını" anlamaya çalıştığını bildiren Safi, bu sebeple Kuşçubaşı çalışmasında tarihsel yönü ağır basmakla birlikte psikobiyografik bir yöntem benimsemeye karar verdiğini ifade etti.
Çalışma sürecinde önce Eşref Kuşçubaşı'nın kamusal imajını nasıl inşa ettiğine odaklandığını belirten Safi, daha sonra Kuşçubaşı'nın anlatılarıyla tarihsel veriler arasında karşılaştırmalar yaptığını, bu anlatılarda çok sayıda hayal ürünü unsur, çarpıtma ve karartmaya rastladığını kaydetti.
Safi, Kuşçubaşı'nın bu anlatı biçimini kendisini daha önemli, daha ayrıcalıklı ve kuralların üzerinde konumlandırmak amacıyla kullandığını fark ettiğini bildirdi.
Psikobiyografi yazım sürecinde karşılaştığı zorluklara da değinen Safi, ego dokümanlarla veya birinci tekil şahıs anlatılarıyla çalışmanın güçlüğüne, biyografi öznesiyle kurulan mesafenin önemine, patolojikleştirme eğiliminden kaçınılması gerektiğine ve kaynaklarda seçici davranmanın doğurabileceği risklere dikkati çekti.
Eşref Kuşçubaşı'nın uzun ve farklı coğrafyalara yayılan hayatının biyografi çalışmaları açısından önemli zorluklar barındırdığına işaret eden Safi, şu ifadeleri kullandı:
"19. yüzyılın son çeyreğinde doğup 1960'lara kadar yaşamış çok fazla insan yok. Eşref, II. Abdülhamid döneminde doğuyor, 1900-1903 yılları arasında Arap Yarımadası'nda esaret hayatı yaşıyor, II. Meşrutiyet'i görüyor, cihan harbine giriyor. Savaş sırasında esir düşerek 3 yıl İngilizlerin elinde kalıyor. Kaçıp Milli Mücadele'ye katılıyor, bir süre Ankara Hareketi içinde yer alıyor, ardından Yunan safına geçiyor. Daha sonra hiç hesap etmediği Türkiye Cumhuriyeti kuruluyor. 150'likler listesine alınarak vatandaşlıktan çıkarılıyor, Yunanistan'da yaşamaya başlıyor. Ardından Mısır'a geçiyor ve 1950 Ağustos'unda Demokrat Parti iktidarı döneminde Türkiye'ye dönüyor."
Safi, bu kadar farklı dönemi kapsayan bir biyografi çalışmasının tarihçiler açısından son derece zor olduğunu vurgulayarak, "Her dönem Eşref'in yazdıklarını şekillendirdiği gibi, her dönem onun hakkında yazılanları da şekillendiriyor. Bu nedenle karşımıza sürekli değişen bir Eşref portresi çıkıyor." dedi.
Program, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından hatıra fotoğrafı çekimi ve Polat Safi'nin kitaplarını imzalamasıyla sona erdi.

