İSTANBUL (AA) - Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Fatıma Nurefşan Yumuşak, üniversite adayı öğrencilerin popüler bölümler yerine ilgi alanlarını, değerlerini ve güçlü yönlerini merkeze alan tercihlerde bulunmasının, uzun vadede daha sağlıklı sonuçlar doğuracağını ifade etti.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, tercih ve tanıtım döneminde aday öğrencilerin doğru tercih yapmasını destekleyecek bilimsel içerikler ve uzman görüşleriyle rehberlik sunmaya devam ediyor.

Üniversite, aday öğrencilerin ilgi alanları, yetkinlikleri ve kariyer hedefleri doğrultusunda bilinçli tercihler yapabilmesi amacıyla düzenlediği tanıtım faaliyetleri ve danışmanlık çalışmalarıyla tercih sürecine katkı sağlıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Yumuşak, üniversite tercih döneminin gençler için yalnızca bir yükseköğretim programı seçme süreci olmadığını, aynı zamanda bireyin kendisini tanıyarak geleceğini şekillendirdiği önemli bir gelişim dönemi olduğunu belirtti.

Tercih döneminde yaşanan heyecan ve kaygının doğal olduğuna dikkati çeken Yumuşak, belirli düzeyde kaygının bireyin seçenekleri daha dikkatli değerlendirmesine katkı sağlayabileceğini aktardı.

Kaygının karar verme sürecini zorlaştırması, sürekli erteleme davranışına dönüşmesi, yoğun umutsuzluk oluşturması ya da günlük yaşamı etkilemesi halinde profesyonel destek alınmasının faydalı olacağını ifade eden Yumuşak, "Önemli olan kaygının tamamen ortadan kaldırılması değil, kararlarımızı yönetmeye başlamaması." değerlendirmesinde bulundu.

- "3 unsur arasında dengeli bir yaklaşım geliştirilmeli"

Üniversite tercihinde sıralama baskısı, aile beklentisi ve gelecek kaygısının gençler üzerinde aynı anda etkili olabildiğine değinen Yumuşak, sağlıklı karar verebilmek için söz konusu 3 unsur arasında dengeli bir yaklaşım geliştirilmesi gerektiğini kaydetti.

Yumuşak, sadece sınav puanına odaklanmanın bireyin ilgi alanlarını ve güçlü yönlerini geri plana itebileceğini, yalnızca aile beklentileriyle hareket edilmesinin ise gençlerin kendi sesini duymasını zorlaştırabileceğini vurguladı.

Çalışma hayatının sürekli değiştiğine işaret eden Yumuşak, yeni mesleklerin ortaya çıktığını, mevcut mesleklerin dönüşüm geçirdiğini ve bireylerin kariyerleri boyunca farklı alanlarda yeniden uzmanlaşabildiğini belirterek, tercih sürecinin yalnızca bugünün popüler mesleklerine göre şekillendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

Gençlerin tercih yaparken yalnızca iş olanaklarını değil, kendi kişilik özelliklerini, ilgi alanlarını ve değerlerini de değerlendirmesi gerektiğinin altını çizen Yumuşak, mesleki doyumu belirleyen en önemli unsurlardan birinin kişinin yaptığı işle kurduğu anlam ilişkisi olduğunu anlattı.

Yumuşak, aday öğrencilere kendilerine, "Hangi konular beni gerçekten heyecanlandırıyor? Güçlü yönlerimi hangi alanlarda daha etkili kullanabilirim? Nasıl bir çalışma ortamında kendimi daha üretken hissederim? Seçeceğim bölümün sunduğu yaşam biçimi, benim değerlerim ve beklentilerimle ne kadar örtüşüyor?" sorularını yöneltmesi tavsiyesinde bulundu.

Kendi eğitim hayatından da örnek veren Yumuşak, üniversite eğitimine sosyoloji bölümünde başladığını, ilk yılın sonunda psikolojiye ilgisinin daha güçlü olduğunu fark ederek, bölüm değiştirdiğini aktardı. Süreci yanlış bir tercih olarak değil, kendini daha yakından tanımasının doğal bir sonucu olarak değerlendirdiğini belirten Yumuşak, gençlerin de tercih sürecini yaşamlarının tek belirleyicisi olarak görmemesi önerisinde bulundu.

Yumuşak, "Yaşam boyunca yeni ilgi alanları keşfetmek, farklı yönelimler geliştirmek ve kendimizi yeniden inşa etmek mümkün. Bu nedenle tercih sürecinde önemli olan yalnızca doğru bölümü seçmek değil, kendini tanımaya ve gelişmeye açık kalabilmek." ifadelerini kullandı.