TİKA'nın desteklediği "Atlılar Kültürü-2026" projesi, Hun kurganlarını gün yüzüne çıkarıyor
İSTANBUL (AA) - İstanbul Üniversitesi Moğol Araştırmaları Merkezi, İstanbul Aydın Üniversitesi Tarih Bölümü ve Moğolistan Devlet Üniversitesi Göçer Uygarlıkları Enstitüsü ortaklığıyla hayata geçirilen "Atlılar Kültürü-2026" projesi, Türk ve Moğol bilim insanlarını ortak bir tarihi mirası gün yüzüne çıkarmak üzere bir araya getiriyor.
Moğolistan'ın Khentii vilayetinde yer alan Bulgan Uul ve Yazaar Uul dağlarında, Hun İmparatorluğu dönemine ait gizemleri aydınlatacak kapsamlı arkeolojik kazı çalışmaları başlatıldı.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), İlteriş Vakfı ve Kanca El Aletleri A.Ş.'nin de desteklediği kazıların Türkiye yürütücülüğünü Prof. Dr. Kürşat Yıldırım ve Prof. Dr. Elvin Yıldırım üstleniyor.
Araştırma ekibinde Türkiye'den Dr. Öğretim Üyesi Yarenkür Alkan, Dr. Şeyma Sapma ve Doktorant Oğuz Tuna Orak yer alırken, Moğolistan tarafının yürütücülüğünü ise Doç. Dr. Ulziibayar Sodnom ve Doç. Dr. B. Galbadrakh üstleniyor.
Milattan önce 2. yüzyıl ile milattan sonra 2. yüzyıl arasına tarihlendirilen bu mezarlıklar, Hun dönemine ait arkeolojik verileri barındırıyor. Kazı ekibi, bu sezon Yazaar Uul ve Bulgan Uul alanlarında toplam 7 ila 8 kurganı kazmayı planlıyor.
Arkeologlar, bugüne kadar hiç yağmalanmamış, soyulmamış bir Hun mezarına ulaşmayı amaçlıyor. Böylece Hunların ölü gömme gelenekleri, mezar mimarisi ve defin ritüelleri bütüncül bir yaklaşımla incelenebilecek.
Çalışmalar arkeolojinin modern imkanları kullanılarak disiplinlerarası bir yöntemle yürütülüyor. Drone teknolojisiyle alanın hava fotoğrafları ve videoları çekilirken kazının her aşaması üç boyutlu modelleme teknikleriyle dijitalleştiriliyor. Ayrıca mezarların mimari çizimleri çıkarılarak tüm buluntular anlık olarak kayıt altına alınıyor.
Yazaar Uul ve Bulgan Uul kazılarından elde edilecek yeni verilerin, özellikle Türkiye'deki Hun arkeolojisi çalışmalarında uzun süredir hissedilen akademik literatür eksikliğini büyük ölçüde kapatması ve Hun toplumunun iç yapısına dair karanlıkta kalan noktaları aydınlatması bekleniyor.


