BURSA (AA) - Suriye devriminden sonra rejim hapishanelerinden çıkanların tanıklıklarını ve yeniden hayata tutunma hikayelerini konu alan "Surreal (Gerçeküstü) Suriye" belgeseli, Bursa'da izleyiciyle buluştu.

Bursa Gönüllü Kuruluşlar Platformu ve Yıldırım Belediyesi'nin destekleriyle, Suriye'nin küllerinden doğup özgürlüğe kavuşmasının birinci yılının tanıklarının gözünden anlatıldığı, yapımcılığını Tülay Gökçimen'in, yönetmenliğini ise Dihat Kaya'nın üstlendiği "Surreal Suriye" belgeseli Barış Manço Kültür Merkezi'nde gösterime sunuldu.

Katılımcılar, Suriye devriminin birinci yılına atfedilen 37 dakikalık belgesel filmini ilgiyle takip etti.

Belgeselde, Suriye devrimine kadar yıllarca süren işkenceler, karanlık hücrelerdeki insanlık dışı ağır koşullar ve özgürlüğün ardından yeniden umut dolan hayatlar aktarıldı.

Hapishanede tutulan esirlerin şahitliklerini aktardığı röportajlarla devam eden belgeseli izleyenler zaman zaman gözyaşlarına hakim olamadı.

Gösterimin ardından "Surreal Suriye" belgesel ekibinden Tülay Gökçimen ve Dihat Kaya çekimler esnasında yaşadıklarını, şahitliklerini, duygu ve düşüncelerini paylaştı.

Tülay Gökçimen, belgeselde aktarılanın Suriye halkının yaşadıklarının yüzde biri bile olmadığını söyledi.

Tanıklardan çok fazla şeyler dinlediklerini ifade eden Gökçimen, "Ben 2012 yılından beri Suriye topraklarında bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Pek çok belgesel, videolar çektim ama hala burada onları izlerken o Suriye topraklarında yaşadıklarımı hissediyorum. O çadırları, o çamurları, o çocukları ve o çocukları güldürmek için yaptığımız çalışmaları... Şu anda Gazze'nin yaşadığı her şeyi Suriye halkı yaşadı. Doğu Guta'da çocuklarımızı sarin gazlarıyla boğarak öldürdüler ama biz bu dünyaya gerçekten anlatamadık. Yeterince Suriye'de neler olduğunu anlatamadık, beceremedik galiba." dedi.

Gökçimen, birçok insanın Suriye'de yaşananları anlamadına dikkat çekerek, "14 yıl sonra bizim belgeselin fragmanını izleyerek 'ya bu insanlar da çok acı çekmiş galiba' dedi insanlar. 14 yıl anlatamadık. Onca video çektik, belgesel çektik." ifadelerini kullandı.

Gazze halkının yaşadıkları herşeyi Suriye halkının da yaşadığını belirten Gökçimen, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bizler Müslümanız. Gazzeli, Filistinli, Suriyeli, Makedonyalı, Sudanlı mazlumlar arasında asla ayrım yapmadık, yapmıyoruz, yapmayacağız da inşallah. Dün Suriye'de yaşananları anlatmaya çalıştık. Bugün Gazze'den olanları anlatmaya çalışıyoruz. Bunları yapmak bizim için çok kolay değil. Belgesel inanın Allah'ın takdiri gibi oldu. Her şeyimiz rast gitti. Yani girilmesi zor yerlere girdik. Son girdiğimiz cezaevine kaçak girdik. Hatta patlamamış mayınlar, silahlar olabilir diye güvenliğimizi sağlayan abi korktuğu için girdiğimiz odalardan bizi geri çekti. 'Başınıza bir şey gelecek korkuyorum' dedi."

Gökçimen, 2014 yılından beri Suriye cezaevlerinde yaşanan işkenceleri anlatmaya çalıştığını ve bu süreçte yüzlerce kadınla konuştuğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Reyhanlı'da bir eve girdim. 35 kadın vardı. Hepsi korkmuş yan yana birbirlerine sığınmışlar. Dediler ki 'bu hanımlar cezaevinden çıktılar ve siz bunlara bir yardım etmezseniz bunlar kendilerini öldürür çünkü aileleri de kabul etmiyor.' Maalesef Suriye de hepimiz aslında az çok tahmin ediyoruz. Cezaevlerinde başlarına çok fazla kötü şey geldiği için maalesef cezaevlerinden çıkabilen kadınlar ailelerin yanlarına da gidemedi. Pek çok kadın maalesef hayatına son vermek zorunda kaldı. Karnındaki bebeği Hatay'daki, Reyhanlı'daki ormanlara bile bırakmak zorunda kaldılar. Bunlar şehir efsanesi değil. Ben son 14 yılımı bu bilgileri kaldırarak öğrenerek geçirdim, benim için çok zordu. Aynı şeyleri şu anda Gazze'de yaşamak... Keşke bizde çiçek, böcek belgeseli çekebilseydik."

Gazze'de yaşananları anlatan belgeseller de yapacaklarını belirten Gökçimen, "Gazze'de bizim çocuklarımızı nasıl öldürdüklerini bütün dünyaya teker teker ülke ülke gezeceğiz, anlatacağız, göstereceğiz filmimizi, herkes çocuklarımızın nasıl katledildiğini görecek. Tarihe not alacağız inşallah." diye konuştu.

Belgeselin yönetmenliği yapan Dihat Kaya da Beşşar Esed ve rejiminin yaşattıklarını belgeselle insanlara anlatmaya çalıştıklarını ifade etti.

Suriye'de 1 milyon insanın şehit olduğunu belirten Kaya, şunları söyledi:

"Bir milyon tane film yapmamız gerekiyor. Yani bunu anlamak ya da anlamlandırmak için 1 milyon tane film yapmanız gerekiyor. Bu hafızayı diri tutmamız gerekiyor. Bu soykırımları unutturursak tekrarlanacak. Ben çocuğuma onu anlatmaya, hissettirmeye çalışıyorum. 8 Aralık günü ben çocuğumla Gaziantep sokaklarında işte özgürlük şarkıları açarak Suriyeli kardeşlerimizin yürüyüşüne eşlik ettim hiçbirini tanımıyordum. Hiçbirini bilmiyordum ama onların yaşadığı o acıya şahitlik ettim. O gün o sevinci orada yaşamak zorundaydım."

Bursa Gönüllü Kuruluşlar Platformu Başkanı Murat Eryağan da belgeselde emeği geçenlere teşekkür etti.