SAHA 2026'nın açılış töreni yapıldı
İSTANBUL (AA) - SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, SAHA 2026'nın bir fuardan öte teknolojiye hükmedecek zihinlerin buluşma noktası olduğunu belirterek, "Fuarda 120'den fazla ülkenin önde gelen 263 uluslararası firmasını ağırlayacağız." dedi.
Türkiye'nin ve Avrupa'nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayisi kümelenmesi SAHA İstanbul organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı başladı.
Anadolu Ajansının Global İletişim Ortağı olduğu fuarın açılış töreni, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Haluk Bayraktar, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ile çok sayıda ülkeden üst düzey ismin katılımıyla yapıldı.
Haluk Bayraktar, buradaki konuşmasında, bugün sadece bir fuar açılışı yapmadıklarını, bir zihniyet devrimini ve küresel ekosistemin yeni denklemini konuştuklarını söyledi.
Dünyanın, ticaret savaşlarından teknolojik egemenlik mücadelesine evrildiği kritik bir eşikte olduğunu belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
"Ülkemiz ve dostlarımız bu noktada varoluşsal bir mücadele veriyor. Biz de SAHA 2026'da geleceğin teknolojiyle nasıl şekilleneceğini birlikte gösteriyoruz. Dünya, uzun süredir alışık olduğu serbest ticaret illüzyonundan sert bir şekilde uyanıyor. Gümrük savaşları ve korumacılık, sadece ticari terimler değil küresel güç mücadelesinin yeni cepheleri oldu. Jeopolitik gerilimler, Hürmüz Boğazı gibi kritik arterlerdeki tıkanıklıklar ve enerji maliyetlerindeki volatilite, endüstriyel arzın ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. İşte böyle yeni bir dönemde milli üretim kapasitesi, sadece ekonomik bir tercih değil, devletlerin bekası için hayati bir dayanıklılık testi ve kaçınılmaz bir zorunluluktur."
- "Dron kullanımı konvansiyonel harbin merkezine oturdu"
Haluk Bayraktar, geleceğin teknolojilerinin nadir toprak elementlerinin arz güvenliğine göbekten bağlı olduğuna dikkati çekerek, "Arzın jeopolitik bir silah olarak kullanıldığı bu yeni dönemde, kaynak çeşitliliği ve teknolojik bağımsızlık, milli güvenliğin en kritik yapı taşlarından biri haline geldi." diye konuştu.
Harbin doğasının radikal bir biçimde değiştiğini belirten Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ukrayna'da gördüğümüz tablo bize şunu söylüyor, modern harp, teknoloji ile endüstriyel üretim kapasitesinin toplamı olarak kendini gösteriyor. Son dönemde özellikle insansız platformlar ve dron kullanımı konvansiyonel harbin merkezine oturdu. Sahada dron kullanımının 127 kat artması, askeri doktrinlerin artık otonom sistemler üzerine yeniden yazıldığının en somut kanıtıdır. Türkiye de bu değişimin sadece şahidi değil en güçlü öncülerinden biridir."
Bayraktar, dünyanın Soğuk Savaş sonrası rafa kaldırdığı nükleer caydırıcılık tartışmalarını yeniden açtığını dile getirerek, "Küresel savunma harcamaları 2,9 trilyon dolarla tarihi bir zirveye ulaştı. Yıllık yüzde 8,1'lik büyüme oranı, dünyanın artık savunmayı bir harcama değil hayati bir varoluş sigortası olarak gördüğünü kanıtlıyor." dedi.
Harcamaların yüzde 73'ünün sadece 10 ülke tarafından yapıldığını ifade eden Bayraktar, Türkiye'nin yüzde 14'lük büyüme hızı ve stratejik derinliğiyle, oyun kurucu bir üretici olarak ağırlığını her geçen gün artırdığını söyledi.
- "Yapay zeka artık bir gelecek vaadi değil sahadaki en yıkıcı kuvvet"
Haluk Bayraktar, Avrupa savunma harcamalarındaki yüzde 116'lık artışın yaşlı kıtanın "stratejik özerklik" arayışının bir yansıması olarak karşılarına çıktığını belirterek, "Savunma talebi artık coğrafi sınırları aşıyor. Bu noktada bizler sadece ürün ihraç etmiyor, güven ve stratejik ortaklık inşa ediyoruz." ifadesini kullandı.
"Yapay zeka artık bir gelecek vaadi değil sahadaki en yıkıcı kuvvet." diyen Bayraktar, şu değerlendirmede bulundu:
"Pentagon'a hizmet veren bazı firmaların kısa sürede yüzde 140'ları aşan büyümesi de tesadüf değil. Bu teknoloji, karanlık ellerde devletlerin ve orduların karar mekanizmalarına yön veren, tahakkümü dijital kodlarla yeniden inşa eden stratejik bir işletim sistemi haline gelmektedir. Dikkat etmeliyiz, bu dönüşümün bizi küresel derebeylerine bağımlı kılan bir tekno-feodalizme sürüklemesine izin veremeyiz. Zira algoritması ve verisi başkasına ait olan bir düzende tam bağımsız bir egemenlikten değil ancak dijital bir esaretten söz edilebilir."
Bayraktar, tüm bu süreçlerin yetişmiş insan kaynağından AR-GE ve hatta finansmana kadar uzanan tam bir değer zinciri olduğunu dile getirerek, "Bu zincirin en güçlü halkası ise nitelikli insan kaynağımızdır. Bu noktada Milli Teknoloji Hamlesi'nin en büyük başarısı, Türk gencine kendi ülkesinde hayal kurdurmaktır. Modern savunma doktrini, hantal geliştirme süreçlerini geride bırakarak, düşük birim maliyetli, yüksek hacimli ve sahada hızla doğrulanan mobil bir üretim paradigmasına geçişi zorunlu kılmaktadır." diye konuştu.
Tehditlerin arttığı bu dönemde savunma harcamalarının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla içindeki payını stratejik bir gereklilik olarak artırdığını vurgulayan Bayraktar, 36 milyar doları aşan bütçe içindeki ithalat payının da giderek azaldığını söyledi.
- "2026 hedefimiz 13 milyar dolarlık ihracat"
Haluk Bayraktar, 2000'lerin başında yüzde 20'lerde olan yerlilik oranının, Milli Teknoloji Hamlesi'nin itici gücüyle yüzde 83'e ulaştığına işaret ederek, "İhracatımızı da her yıl daha yukarı taşıyoruz. 2026 hedefimiz olan 13 milyar dolarlık ihracat, Türk mühendisliğinin dünyaya vurduğu mühürlerden biri olacak." dedi.
Yerliliğe sadece rakamlar veya yüzdelerle bakmadıklarını belirten Bayraktar, şunları ifade etti:
"Bizim için yerli sanayi katılımı tam bağımsızlığın oranını gösteren somut bir merhaledir. Tasarımı ve algoritması bize ait olmayan her teknoloji, bizi yeni dünya düzeninin birer dijital sömürgesi yapmaya adaydır. Savunma ithalatımızdaki süreklilik arz eden azalma, Milli Teknoloji Hamlesi'nin içi boş bir slogan olmadığının, sahada sonuç veren bir bağımsızlık doktrini olduğunun en somut kanıtıdır. 2025 yılında ihracatta 10 milyar dolarlık psikolojik sınırı aşmanın gururunu yaşıyoruz. İthalatta ise en büyük kalem hava yolu şirketlerimizin yaptığı yolcu uçağı alımlarıdır."
Bayraktar, yolcu uçağı alımları gibi sivil kalemler düşüldüğünde, Türk savunma sanayisinin dış ticaret dengesinin tarihinin zirve noktalarına ulaştığını belirterek, "Burada asıl dikkat çekmek istediğim nokta, ihracatımızın niteliğidir. Eskiden sadece basit aksamlar ihraç eden bir ülkeden, bugün akıllı mühimmatlardan insansız sistemlere kadar yüksek teknoloji ihracatından pay alan bir teknoloji merkezine dönüştük." diye konuştu.
Bayraktar, SİHA'lardan savaş gemilerine kadar uzanan bu geniş yelpazenin Türkiye'nin artık teknolojik bir tek kutupluluğa mahkum edilemeyeceğinin göstergesi olduğunu dile getirdi.
Savunma sanayisinin artık sadece güvenliğe dair bir mesele olmaktan çıktığını vurgulayan Bayraktar, "Bu sektör artık Türkiye'nin yüksek teknolojiye dayalı sanayi dönüşümünün lokomotifidir, amiral gemisidir. İHA ihracatındaki dünya liderliği, 185 ülkeye ihraç ettiğimiz ürünler bu stratejik odaklanmanın en net meyvesidir." değerlendirmesinde bulundu.
- "SAHA artık küresel bir marka"
Bayraktar, SAHA İstanbul olarak 1300'den fazla üye firma, 30 üniversite ve 49 şehre yayılan ağlarıyla birlikte öğrenen ve üreten büyük bir aile olduklarını belirterek, "400 bin metrekareden fazla alana yayılan SAHA 2026, bir fuardan öte teknolojiye hükmedecek zihinlerin buluşma noktasıdır. Fuarda 120'den fazla ülkenin önde gelen 263 uluslararası firmasını ağırlayacağız." dedi.
SAHA 2026'yı mümkün kılan bu devasa ekosistemin, sadece şirketlerin ve kurumların değil, tam bağımsızlık ülküsüyle kenetlenmiş ortak bir aklın eseri olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:
"Başta Sayın Cumhurbaşkanı'mız olmak üzere, Milli Teknoloji Hamlesi'ne omuz veren, bu yolda bizimle yürüyen devletimizin tüm kurumlarına ve tüm paydaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum. SAHA 2024'te yakaladığımız başarının üstüne koyarak yola devam ediyoruz. Bu yıl 1700'den fazla katılımcı firma ve 150 binden fazla ziyaretçi beklentimizle, çıtayı her seferinde daha yukarıya taşıyoruz. SAHA markasını dünya savunma literatürünün ilk sıralarına yerleştiriyoruz. 88 binden fazla nitelikli iş gücüyle yönetilen 14,3 milyar dolarlık proje hacmi ve 8 milyar doları aşan ihracat kapasitesi, SAHA İstanbul ekosisteminin operasyonel verimliliğini de kanıtlamaktadır."
Bayraktar, dünyanın ilk kez göreceği ürün tanıtımları, 200'e yakın imza töreni ve 30 bini aşkın iş görüşmesinin de fuara damga vuracağını belirterek, özellikle FPV dron ve UGV mücadele alanlarının inovasyonun somutlaştığı yerler olacağını dile getirdi.
Ziyaretçilerin, dünyanın ve Türk savunma sanayi sektörünün geleceğinin konuşulacağı panellere, ufkun ötesinin konuşulacağı uzay buluşmalarına tanıklık edeceğini söyleyen Bayraktar, "4 kıtadan, 76 ülkeden, tam 192 resmi heyet bugün burada. SAHA artık küresel bir marka. Avrupa'dan Asya'ya, Afrika'dan Amerika'ya kadar her kıta, teknolojideki gelişmeleri takip etmek ve savunma ihtiyaçlarının gelecekte nasıl şekilleneceğini anlamak için bugün İstanbul'a bakıyor." diye konuştu.
- "SAHA 2026'dan elde edilen her bir kuruş, milli geleceğimiz için yatırıma dönüşecek"
Haluk Bayraktar, SAHA 2026 kapsamında gerçekleştirilen 173 imza töreninin, 6 milyar doları doğrudan ihracat odaklı olmak üzere toplam 8 milyar dolarlık stratejik bir iş hacmini temsil ettiğini belirtti.
"SAHA 2026'dan elde edilen her bir kuruş, milli geleceğimiz için yatırıma dönüşecek." ifadesini kullanan Bayraktar, şunları kaydetti:
"81 ilimizin her birinde gençlerimiz için dron üretim ve eğitim merkezleri kuracağız. En büyüğü İstanbul'da olmak üzere 81 ilde, 81 merkez. Gençlerimizin bu alandaki teknolojik yetkinliğini artıracak ve acil durumlarda hızla milyonlarca dron üretecek kapasiteyi oluşturacak bir altyapıyı adım adım inşa edeceğiz. Amacımız sadece teknoloji üretmek değil bu teknolojiyi kullanacak ve geliştirecek bir teknoloji kuşağı yetiştirmek."
Bayraktar, ufuk çizgilerinin artık gökyüzünün ötesinde olduğunu belirterek, "SAHA MUEK'ten IAC 2026'ya uzanan süreçte, Türkiye'nin Milli Uzay Programı'nın en güçlü destekçilerinden biri olmaya devam edeceğiz." dedi.
Dünyanın, hissiz algoritmaların ve devasa dijital tekellerin gölgesinde bir belirsizliğe doğru sürüklendiğini söyleyen Bayraktar, bazılarının bu teknolojik devrimi bir korku senaryosu gibi sunduğunu ifade etti.
Bayraktar, Türkiye'nin, dünyanın konuştuğu bu kırılmayı tam 20 yıl öncesinden öngördüğünü ve önlemler aldığını vurgulayarak, "Bu yolda çok bedeller ödendi, bu uğurda canlar verildi. Nice vatan evladı ömrünü bu mücadeleye vakfetti. Bugün ulaştığımız nokta, işte o sessiz kahramanların ve dökülen alın terinin meyvesidir. Evet, bugün iyi bir noktadayız ama işimiz henüz bitmedi. Daha yapacak çok işimiz, kat edecek çok yolumuz var." diye konuştu.
Savunmadan sağlığa, enerjiden finansa kadar teknolojinin her alanında tam bağımsızlık için seferberlik ruhuyla ayağa kalkma zamanı olduğunu belirten Bayraktar, gençleri bu yeni çağın donanımıyla hızla eğitmenin, onları teknolojiye yön veren birer nefer olarak yetiştirmenin boyunlarının borcu olduğunu ifade etti.
Bayraktar, Milli Teknoloji Hamlesi'nin tek başına bir sanayi projesi olmadığına dikkati çekerek sözlerini şöyle tamamladı:
"Sermaye odaklı değil, insan odaklıdır. Kar hırsıyla değil, fırsat eşitliğiyle yükselir. Adaleti savunan, merhameti yaşatan, mazlumları gözeten ve insanlığa hizmet eden bir anlayışın vücut bulmuş halidir. Sonuç olarak, Cumhuriyet'imizin ikinci asrında bizim yolumuz, bir hayalle başlayıp bir milletin duasıyla büyüyen, mazluma kalkan, zalime set olan teknolojiler üretme yoludur. Bu yol, Türkiye'nin öz güveninin, ortak umutlarımızın ve insanlığı yeniden kendi değerleriyle buluşturma iddiamızın adıdır. Hep birlikte başardık, daha güçlü bir şekilde başarmaya devam edeceğiz. Milli Teknoloji Hamlesi'nin bu büyük buluşmasında emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Tam bağımsız, müreffeh ve adil bir dünya idealinde buluşmak üzere hepinizi en içten saygılarımla selamlıyorum."
Bayraktar'ın konuşmasının ardından protokol üyelerinin katılımıyla kurdele kesimi yapıldı.
Fuar, 9 Mayıs'a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak.














