Rachel Corrie ve Esma Biltaci adına Rami Kütüphanesi'nde sergi ve söyleşi düzenlendi
İSTANBUL (AA) - Ketebe Yayınları tarafından yayımlanan "Siz Dünyayı Affeder miydiniz? – Rachel Corrie ile Esma Biltaci'nin Hikayesi" başlıklı kitap kapsamında, Rami Kütüphanesi ev sahipliğinde sergi ve söyleşi düzenlendi.
Corrie ve Biltaci'nin fotoğraflarının yer aldığı serginin açılışının yanı sıra söyleşide, çalışmayı kaleme alan yazar Hamza Er ile Şehit Esma Biltaci'nin annesi Sena Abdülcevad konuşmacı oldu.
Abdülcevad, düzenlenen etkinlikten dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek, kızının arkasında güzel bir hikaye bıraktığını söyledi.
- "Kendisine biçilen bu güzel rolü yerine getirip ait olduğu yere gitti"
Kur'an-ı Kerim'deki "Allah yolunda öldürülenler için ölüler demeyin. Hayır, onlar diridirler, fakat siz bilemezsiniz..." ayetine işaret eden Abdülcevad, "Bu kitap, zikrettiğim ayetin bir kanıtıdır. Hamza Bey'in çalışması farklı yoldan gelen iki insanın aynı yolculukta buluşabildiğini bize göstermektedir. Onlarla birlikte bir kez daha anladık ki şehitler gerçekten ölmez. Onlar öldü görünse de bunun böyle olmadığını Allah bizlere söylüyor. Buraya gelen sizler onların hikayelerini dinliyorsunuz ve bu onların rızıklandırıldığının bir işaretidir." dedi.
Abdülcevad, kitabın haksızlığa karşı hakkı savunmanın önemini herkese bir kez daha gösterdiğini belirterek, "Onlar, batılın karşısında bir araya gelmişlerdi. Esma da Rachel de çok güçlü karakterlerdi ve kendilerini zor durumda olan mazlumlar için feda etmişlerdi. İslam, mazlumun yanında durur. Bu iki farklı figürün bir araya gelmesi, İslam'ın bu hakikatinin bir ifadesidir." diye konuştu.
Bir anne olarak kızıyla gurur duyduğunu dile getiren Abdülcevad, "Biz anne babası olarak Esma'ya küçük tohumlar ekmiştik. O, yaş olarak küçük ama karakter olarak çok büyüktü. Sohbet ederken hep onun bu halini görür, buna şahitlik ederdik. Görenler onu, 'ekinleri yapılmış verimli bir tarla' olarak değerlendirirlerdi. Şimdi daha iyi anlıyorum ki Allah onun kalbinin büyüklüğünü zaten biliyordu ve onu şehadete hazırlıyordu. O da kendisine biçilen bu güzel rolü yerine getirip ait olduğu yere gitti." ifadelerini kullandı.
Sena Abdülcevad, kızının son anlarına dair şunları anlattı:
"Biz Rabia Meydanı'na yakın bir yerdeydik ve o beni dinlemeyerek oraya gitmek istiyordu. Rabia Meydanı, 15 Temmuz'da yaşananlar gibi, hatta ondan daha karmaşık bir haldeydi, her tarafta kargaşa hakimdi. Esma bana, hastaneyi gidip oradakilere yardım etmek istediğini söyleyince ona itiraz ettim ama o beni dinlemedi. Abdest aldı ve bana, 'Annecim beni merak etme' dedi. Bu onunla son konuşmamdı. Sonra kalbinden vurulduğu haberi geldi. O, herkese bir ders vermek istiyordu ve sanki bütün hayatını o an için yaşamıştı. Onun şehadeti bizlere ve geride kalanlara çok şey öğretti."
- "Hikayeleri anlatmak direnmenin en önemli hallerinden biridir"
Yazar Hamza Er ise Esma Biltaci'nin arkasında çok önemli bir miras bıraktığının altını çizerek, "Sena Abdülcevad'ın, kızı Esma ve Rachel'in arkasından bıraktıklarına dair bizim bu küçük katkımıza karşı duyduğu saygı ve muhabbet benim için çok değerli. Annesinin burada olması ve söyledikleri bizler için çok kuvvetli bir tanıklık sunuyor." dedi.
Çalışmanın "İki genç kızın ödediği bedele karşı ben ne yapabilirim?" sorusuyla birlikte şekillendiğini söyleyen Er, "Şu anda dünyamızda çok fazla bilgi var ama ne yazık ki bunlar artık bizler için bir bilinç ya da farkındalık üretmiyor. Bazen küçük bir tanıklık, sayısız kitaptan daha çok etkili olabiliyor. İbrahim Nasrallah'ın ifade ettiği gibi, 'Yazmadığın hikayeler, karanlık güçlerin mülkü haline gelebilir.' Zalimler ve kötüler topraklarımızı işgal ettiler. Belki yorulduk, yara aldık ama onlara karşı direnmeye devam etmeliyiz. Bu hikayeleri anlatmak, direnmenin en önemli hallerinden biridir." görüşlerini paylaştı.
Er, "Siz Dünyayı Affeder miydiniz? – Rachel Corrie ile Esma Biltaci'nin Hikayesi" kitabının iki önemli figür için bir "vefa borcu" olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Bizim için asıl çaresizlik, sessiz durmaktır. Biz onlara o kadar çok şey borçluyuz ki benim yazdığım kitap onların anısının yanında çok küçük bir anlama sahiptir. Biz Rachel'in annesi Cindy Corrie'ye, Esma'nın anne babasına, Mısır halkına ve onlar gibi olan diğer şehitlerimize çok şey borçluyuz. Biliyoruz ki vicdanın sesi, annelerin ağıtı ve isyanın çığlığı ortaktır, aynıdır. Onlar vicdanın sesini bizlere haykırdılar. Bu çalışma bir karşılaştırma, farkları ortaya koyma değil, benzerliği gösterme, ortak değerlerin altını çizme ve bir vicdan köprüsü kurma çabasıdır."









