TEKİRDAĞ (AA) - Türkiye'de 1928'de kabul edilen Harf İnkılabı'nın 98. yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yeni Türk harflerini halka tanıttığı ilk kentlerden Tekirdağ, tarihi süreçte üstlendiği öncü rolün gururunu taşıyor.
Yetiştirdiği önemli edebiyatçılar, Rumeli ile güçlü kültürel bağları, Cumhuriyet tarihindeki yeri ve Türkiye'nin Avrupa'ya açılan kapısı konumuyla öne çıkan kent, yeni Türk alfabesinin halka tanıtılmasında önemli duraklardan biri oldu.
Namık Kemal'in doğduğu, Yahya Kemal Beyatlı'nın milletvekilliği yaptığı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile birlikte "Üç Kemaller şehri" olarak anılan Tekirdağ, Harf İnkılabı'nın tanıtımındaki öncü rolünü tarihi bir miras olarak yaşatıyor.
- Tekirdağ'da tanıtım tesadüf değil
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Kaya, AA muhabirine, Atatürk'ün Harf İnkılabı'nın tanıtımında Tekirdağ'ı tercih etmesinin tesadüf olmadığını söyledi.
Tekirdağ'ın bu süreçte önemli bir yere sahip olduğunu belirten Kaya, Büyük Önder Atatürk'ün ziyareti sırasında memurları bizzat imtihan ettiğini, vatandaşlarla görüşerek yeni harfleri öğrenme konusundaki gayretlerini gözlemlediğini anlattı.
Kaya, kent halkının Atatürk'e gösterdiği ilgi ve yeni harfleri öğrenme konusundaki isteğinin Tekirdağ'ın Harf İnkılabı tarihindeki yerini daha da anlamlı kıldığını ifade etti.
- "Tekirdağ'ın tarihi ve kültürel kimliği bu tercihte etkili"
NKÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Oğuzhan Kuşoğlu da Tekirdağ'ın tarihi, coğrafi ve kültürel özellikleri dolayısıyla Harf İnkılabı'nın tanıtımında öne çıktığını söyledi.
Kuşoğlu, Atatürk'ün İstanbul'a yakınlığı, Rumeli insanıyla kültürel bağları ve Avrupa'ya açılan bir kapı olması dolayısıyla Tekirdağ'ı tercih etmiş olabileceğini belirten Kuşoğlu, şunları kaydetti:
"Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bir Rumeli insanı olarak Balkanlara Türklerin ilk adımlarını attığı bu topraklar bunun için önem arz etmektedir. Bu bağlamda kendi soydaşlarını eski hemşehrilerini Makedonya, Bulgaristan, bütün Rumeli insanlarını bu şehirde bildiği, gördüğü için onların kültürü ve kendi kültürü arasında yakınlık olduğundan dolayı, aynı zamanda İstanbul'a yakınlık ve Avrupa'ya açılan bir kapı olmasından hareketle Tekirdağ'a geçtiğini düşünebiliriz."
Harf İnkılabı'nın Cumhuriyet tarihinin en önemli dönüşümlerinden biri olduğunu anlatan Kuşoğlu, Atatürk'ün Latin kökenli Türk harflerine geçiş düşüncesini gençlik yıllarından itibaren taşıdığını ifade etti.
Yeni harflerin belirlenmesi amacıyla 23 Mayıs 1928'de Dil Encümeninin kurulduğunu hatırlatan Kuşoğlu, Atatürk'ün yeni alfabeyi halka tanıtmak için bizzat dersler verdiğini söyledi.
Kuşoğlu, Dolmabahçe Sarayı'nda Ağustos 1928'de gerçekleştirilen çalışmaların ardından yeni harflerin halka tanıtılması sürecinin başladığını, 1 Kasım 1928'de de yeni Türk harflerinin kabulüne ilişkin kanunun yasalaştığını kaydetti.
- Harf İnkılabı'nın hatırası anıtta yaşatılıyor
Tekirdağ'ın Harf İnkılabı tarihindeki yeri, Süleymanpaşa ilçesinin sahil kesiminde bulunan 50. Yıl Harf İnkılabı Anıtı ile gelecek kuşaklara aktarılıyor.
26 Ekim 1973'te yaptırılan anıt, Atatürk'ün 23 Ağustos 1928'de Tekirdağ'a gerçekleştirdiği ziyareti ve yeni Türk harflerini kara tahta başında uygulamalı olarak tanıttığı tarihi süreci simgeliyor.
Atatürk'ün Başöğretmen kimliğiyle özdeşleşen anıt, kent belleğinin önemli unsurları arasında yer alıyor.
Resmi törenlerin ve anma programlarının da düzenlendiği anıt, Tekirdağ'ın Cumhuriyet tarihindeki önemli rolünü ve Harf İnkılabı'na ev sahipliği yapmanın gururunu yaşatmaya devam ediyor.