ANKARA (AA) - Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, "Bu yıl ramazan temasını 'Ramazan, Cami ve Hayat' olarak belirledik. Ramazan-ı şerif ayı boyunca bu tema çerçevesinde yapacağımız programlarla mabet ile hayat arasındaki bağın önemine dikkati çekmeyi hedefliyoruz." dedi.

Arpaguş, Diyanet İşleri Başkanlığı'nda düzenlenen "2026 Ramazan Ayı Tanıtım Toplantısı"nda yaptığı konuşmada, 18 Şubat Çarşamba akşamı kılınacak ilk teravih namazının arkasından, 19 Şubat Perşembe günü tutulacak ilk oruç ile ramazana girileceğini belirterek, hayırlara vesile olmasını diledi.

Başkanlığın, her yıl ramazanda toplumsal duyarlılığı artırmak, farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir temayı gündeme getirdiğini anımsatan Arpaguş, bu çerçevede hizmet ve faaliyetler gerçekleştirildiğini söyledi.

Arpagauş, "Bu yıl ramazan temasını 'Ramazan, Cami ve Hayat' olarak belirledik. Ramazan-ı şerif ayı boyunca bu tema çerçevesinde yapacağımız programlarla mabet ile hayat arasındaki bağın önemine dikkati çekmeyi hedefliyoruz. Bununla İslam'ın mabet merkezli hayat tasavvurunun daha iyi anlaşılmasını ve camilerimizin temsil ettiği değerlerin hayata taşınmasını amaçlıyoruz." ifadesini kullandı.

Dünyanın büyük bir değişim sürecinden geçtiğine müşahede ettiklerini dile getiren Arpaguş, teknolojik gelişmelerin her şeyi hızlıca küreselleştirdiği bu süreçte, ilgi ve eğilimlerin her geçen gün farklılaşmasının, insanların din, toplum ve hayat algılarını da pek çok açıdan etkilediğini vurguladı.

Arpaguş, bunun bir yansıması olarak dünyanın birçok noktasında maddi ve manevi bunalımların, kaos ve kargaşanın hayatı kuşattığını gördüklerini anlattı.

- "Çok yönlü müesseseler olarak hizmet vermiştir"

Böyle bir zamanda İslam'ın hayat veren ilke ve hakikatlerinin, "bizi biz yapan" değerlerin yeniden gündeme taşınmasının büyük önem arz ettiğine dikkati çeken Arpaguş, şunları söyledi:

"Kuşkusuz söz konusu ilke ve değerlerin en önemli sembollerinden birisi de camilerimizdir. Zira insanın hem iç dünyasını hem toplumsal hayatını ilgilendiren değerler, tarihten bugüne hep camilerde vücut bulmuş, camilerimizden hayata taşınmıştır. İslam medeniyeti mabet ekseninde neşvünema bulmuş bir medeniyettir. İnanç ile hayat arasındaki bağ camiler vasıtasıyla daima canlı tutulmaya çalışılmış ve hayata aksettirilmiştir. Bu anlamda tevhit inancının merkezi olan Kabe ve medeniyetimizin beşiği olan Mescid-i Nebevi, camilerin, Müslümanların hayatındaki yerini ve önemini göstermesi bakımından son derece dikkati çekicidir. Esasen Kabe'nin birer şubesi mesabesindeki bütün camiler, tarih boyunca namaz kılınan bir mekan olmalarının yanı sıra inancın, ahlakın, dini bilginin, erdemli hayatın öğrenildiği ve toplumsal dayanışmanın pratiğe dönüştürüldüğü çok yönlü müesseseler olarak hizmet vermiştir."

Diyanet İşleri Başkanı Arpaguş, son yıllarda yaşanan hızlı kentleşme insanların bireyselleşmesine ve aralarındaki bağların git gide zayıflamasına yol açabildiğini belirtti.

Bu durumun, cami ile hayat arasındaki ilişkide de kendini gösterdiğine işaret eden Arpaguş, "Bugün sosyal hayatı tehdit eden bencilleşme, yalnızlaşma gibi sorunların üstesinden gelebilmek adına yeniden cami merkezli, kolektif bir bilinç oluşturulması zaruret arz etmektedir. Bu da ancak mabet ile hayat arasındaki bağın, köprünün güçlendirilmesiyle mümkün olacaktır." diye konuştu.

- "Çocuklarımızı teşvik etmeliyiz"

Arpaguş, ramazanın söz konusu bağın yeniden tesis edilebilmesi, pekiştirilmesi ve geliştirilmesi hususunda çok büyük bir fırsat olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu kutlu zaman dilimi, çağın baş döndürücü hızıyla savrulan zihinlerimizi teskin etmek, gönüllerimize inşirah vermek, kulluk yönündeki istikametimizi tahkim etmek için bizlere sunulmuş çok ve çok değerli bir imkandır. Ramazan insanın kendine döndüğü, kalbine yöneldiği, hayatına anlam kazandırdığı bir okuldur. Sahuruyla, iftarıyla, teravihiyle, mukabelesiyle, itikafıyla, Kadir Gecesi'yle ve daha birçok feyiz ve bereketiyle Allah'ın yeryüzüne rahmetinin açık ve yaygın bir tecellisidir."

Ramazanın bereketli ikliminde tutulan oruçların ve yapılan iyiliklerin, mümin yüreklerde tarifsiz bir gönül rahatlığı oluşturduğunu söyleyen Arpaguş, "Bu ayda camilerde kılınan teravih namazları, okunan mukabeleler, yapılan vaaz ve irşat faaliyetleri gönüllerin ihyasına önemli katkılar sunar. Bilhassa çocukların ilk teravih tecrübeleri, cemaatle eda ettikleri vakit namazları ve cami ortamında kazandıkları değerler genç dimağlarda silinmez izler bırakır. Bu noktada anne babalara büyük sorumluluklar düşmektedir. Ramazanın gönüllerdeki rikkat oluşturan manevi atmosferinden hakkıyla istifade edebilmeleri için çocuklarımızı teşvik etmeliyiz." diye konuştu.

- "Dayanışma bilincimizi güçlendirmekte ve kardeşlik duygularımızı pekiştirmektedir"

Başkan Arpaguş, ramazanın aynı zamanda yardımlaşma ve paylaşma ayı olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Bu mübarek ay infak, ikram, zekat, fitre ve sadakalarımızla dayanışma bilincimizi güçlendirmekte ve kardeşlik duygularımızı pekiştirmektedir. Bu itibarla Diyanet İşleri Başkanlığımız, Türkiye Diyanet Vakfımız ile 'iyiliği yeryüzüne egemen kılma' ülküsüyle çeşitli faaliyetler yürütmektedir. Vakfımız her sene olduğu gibi bu yılda yurt içinde ve yurt dışında ramazan-ı şerifin huzur veren ikliminden mahrum olan kardeşlerimizin ramazan sevinci olmaya her zaman olduğu gibi yine devam edecektir."

- "Zaman zaman suistimal edildiğine de şahit oluyoruz"

Ramazanda yerel ve ulusal medyada, dijital mecralarda yoğun bir şekilde dini programların yapıldığını söyleyen Arpaguş, milletin bu programlara büyük bir teveccüh gösterdiğini ifade etti.

Arpaguş, insanları ramazanın manevi iklimiyle buluşturmayı hedefleyen tüm bu çalışmaların kıymetli olduğunu dile getirerek, bu alanda ciddiyetle ve samimiyetle hizmet üreten herkesi takdir etti.

"Ancak milletimizin dini konulara teveccühünün zaman zaman suistimal edildiğine de şahit oluyoruz." diyen Arpaguş, şunları kaydetti:

"Maalesef bazı mecralarda sırf daha çok izlensin düşüncesiyle ramazanın ruhuyla örtüşmeyen meseleler gündeme getirilerek insanların dini duyguları istismar edilmektedir. Hatta ibadetler birer tartışma konusu haline getirilerek zihinler bulandırılmaktadır. Dolayısıyla bu hususta hem medyada program yapacak kardeşlerimizin hem de milletimizin daha duyarlı olmalarını, daha bilinçli davranmalarını istirham ediyoruz. Bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da kullanacağımız dil ve üsluptur. Özellikle dini konularda konuşurken nezaket ve zarafet son derece önemlidir. Onun için Müslüman şahsiyetiyle asla bağdaşmayacak söz, tavır ve davranışlardan kesinlikle sakınılmalıdır.

Bu vesileyle idrak ettiğimiz maneviyat ikliminin günahlarımızın mağfiretine, kalplerimizin tezkiyesine ve her türlü kirden tasfiyesine, nefislerimizin ıslahına ve ruhlarımızın ilahi nurla ihyasına vesile olmasını Rabb'imden niyaz ediyorum. Başta milletimiz olmak üzere tüm İslam aleminin ramazan-ı şerifini şimdiden tebrik ediyorum."